Son yıllarda sağlıklı yaşam trendleri arasında çiğ beslenme dikkat çeker hale gelmiştir. Bu beslenme şekli, gıdaların ısıl işlem görmeden, yani pişirilmeden tüketilmesi prensibine dayanmaktadır. Bu beslenme tarzı bazı kişiler tarafından sağlık ve zindelik için tercih edilmektedir. Ancak çiğ beslenmenin faydaları ve olası zorlukları hakkında bilinmesi gereken bazı önemli noktalar vardır.
Doğal gıdaların pişirilmeden, genellikle taze ve işlenmemiş olarak tüketilmesi anlamına gelmektedir. Bu beslenme biçimi meyve, sebze, kuruyemiş, tohumlar, çiğ süt ürünleri ve et gibi gıdaların kullanılmasıyla uygulanmaktadır.
Çiğ beslenme, ısının besin değerlerini yok ettiği fikrine dayanmaktadır. Bu nedenle besinlerin doğal haline zarar vermeden tüketilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Çiğ beslenme tarzı, sağlıklı yaşamı hedefleyen birçok kişiye çeşitli faydalar sunmaktadır. Pişirme işleminde kaybolan bazı vitamin ve minerallerin korunması, çiğ gıdaların en büyük avantajıdır. Özellikle C vitamini, folat ve bazı antioksidanlar pişirme ile azalırken, çiğ besinlerde bu değerler korunmaktadır. Çiğ gıdalar sindirim işlemini kolaylaştırmaktadır. Bu da sindirim sorunlarının önlenmesine yardımcı olmaktadır. Çiğ beslenme, metabolizmanın hızlanmasına ve vücudun detoks yapmasına da yardımcı olabilmektedir.
Bu beslenme şeklinin cilt üzerinde de birçok olumlu etkisi vardır. Çiğ meyve ve sebzeler, cildi besleyici vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Özellikle havuç, avokado, nar ve kırmızı biber gibi besinler, cilt sağlığını iyileştirmektedir. Çiğ gıdaların içerdiği yüksek su miktarı, cildin nem dengesini korumasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca bu beslenme şekli, vücuttaki serbest radikalleri yok etmeye yardımcı olan antioksidanları artırarak cildin genç kalmasına olanak tanımaktadır.
Çiğ beslenme, herkes için uygun olmayabilmektedir. Çünkü çiğ et veya süt gibi gıdaların tüketimi, gıda zehirlenmesi riskini artırabilmektedir. Bu nedenle bu beslenme tarzını benimsemeden önce dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.
Özellikle çiğ et ve balık tüketiminden kaçınılmalıdır. Ayrıca çiğ beslenme sırasında protein, demir ve B12 vitamini gibi besin öğelerinin yeterli alındığından emin olunmalıdır. Çiğ beslenmeye geçiş yaparken vücutta bir alışma süreci olabilmektedir. Bu süreçte sindirimde zorluk yaşanabilmektedir.
Çiğ beslenme, kilo verme hedefleri olan kişiler için de tercih edilebilmektedir. Çünkü bu beslenme tarzı düşük kalorili, yüksek lifli ve besleyici gıdalarla doludur. Meyve ve sebzeler, yüksek su içeriği ile vücuda ihtiyaç duyduğu hidrasyonu sağlamaktadır. Ayrıca sindirimi kolaylaştırarak toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olmaktadır. Bu beslenme şekli uzun vadede enerji seviyesini yükseltmekte ve vücudu sağlıklı tutmaktadır. Ancak bu beslenme programına başlamadan önce bir diyetisyenle görüşmek önemlidir.
Öncelikle çiğ beslenmeye küçük adımlarla başlanmalıdır. Çiğ gıdaların taze ve organik olması çok önemlidir. Ayrıca çiğ beslenme sırasında vücudunuzu iyi dinlemeli ve sindirim sorunları gibi olumsuz belirtileri gözlemlemelisiniz. Bu beslenmeye başlamadan önce bir sağlık uzmanı ile görüşmek daha sağlıklı ve güvenli bir geçiş süreci sağlayacaktır.
Hayır, bazı gıdalar pişirilmeden tüketilememektedir. Çiğ et ve süt gibi ürünlerden kaçınılmalıdır.
Cilt sağlığını iyileştirmekte ve antioksidanlarla dolu gıdalar cildin yaşlanmasını engellemektedir.
Evet, düşük kalorili ve yüksek lifli gıdalarla kilo vermeyi desteklemektedir.
Evet, çiğ gıdalar sindirim enzimleri içerdiği için sindirim sistemine yardımcı olabilmektedir.
Çiğ beslenmeye meyve, sebze ve kabuklu yemişler gibi doğal gıdalarla başlanabilmektedir.
Diyetisyen Ece Kirmit web sitesi ve sosyal medya kanallarında bulunan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi, tanı ve bilgi için iletişime geçiniz.
@ 2023 Tüm Hakları Saklıdır.